16 Şubat 2011 Çarşamba

Arsenal - Barcelona Maç Öncesi



Geçtiğimiz sezon Emirates’teki ilk 20 dakikayı unutmak mümkün mü? Barcelona, Arsenal’i resmen sahadan silmiş, sayısız gol pozisyonuna girmişti. Üstelik kuralar çekildiğinde beklentiler çok yüksekti. Avrupa futbolunun iki parlak yüzü, proaktif ve akışkan futbolun en iyi iki temsilcisinin maçında yüksek rekabet düzeyiyle birlikte iyi futbol bekleniyordu. Benzerlikleri çoktu. Her iki kulüp de altyapılarından güç alıyor, genç yaştan itibaren birlikte oynayan futbolcuların kurduğu güçlü etkileşimle yenilmez olmanın peşinde koşuyordu. Barcelona bugünün ezici gücüydü, vaktiyle Arsenal’in de futbola hükmettiği zamanlar olmuştu. Ama o gün, bu özel maçın ilk 20 dakikasında olanlar yolları aynı olan Barcelona’yla Arsenal arasındaki güç farkını sıradışı çarpıcılıkta ortaya koymuştu. Evet, Barcelona takımı Arsenal’e göre topa çok daha iyi hükmedebiliyordu, ama bu, maçın ilk çeyrek saati geçildiğinde Barcelona’nın %78’lik topa sahip olma yüzdesi elde etmiş olmasını açıklamaya yetmiyordu.

Açıklamasını kısa zaman sonra İngiliz gazeteci-yazar Jonathan Wilson yaptı. Hem çıplak gözle sahaya, hem de sonradan grafiklere, diyagramlara bakıldığında net olarak görülen bir şey vardı ki, Barcelona sadece topa çok iyi hükmetmekle kalmıyor, aynı zamanda topu geri kazanma konusunda da Arsenal’e fark atıyordu. İki takım arasındaki temel fark, ön alandaki pres gücüydü. Maçın devamında işler Arsenal adına iyi gitmiş, ama Nou Camp’taki acı son pekala tahmin edilebilmişti. Arsenal bu maçtan bazı dersler aldı, ve bu sezon başkalaştı. Barcelona da devamındaki turda Inter’den öğrendikleriyle bu sezon ortaya çok daha yeni şeyler koyuyor. Her iki takım da artık daha güçlü.

Arsene Wenger bu sezon da büyük transfer yapmadı, ama eldekiler farklı bir harman yarattı. Kale ve savunma tandemi dün olduğu gibi bugün ve yarın da takımın en büyük sorunu olmayı sürdürüyor, ama her ne olursa olsun eksikleri zaman içerisinde idare etmeye, geliştireceklerine inanmaya devam ediyorlar. Yine 4-3-3 oynuyorlar, fakat iki oyuncunun rolü sıradışı. Savunma önünde görünen Alex Song, radikal şekilde önde oynuyor. Ataklara çok sık katılıyor, hücum-savunma geçişlerinde ön alandaki prese dahil oluyor. Bu sebepten Arsenal, Premier League’in en çok kart gören takımı durumunda. Onların sert oynamak bir yana, buna savaş açmış oldukları biliniyor; nitekim bu kartların büyük çoğunluğu orta saha oyuncularının sürekli atak oyunu sonucu oluşan boşlukları rakibin kullanmasını engellemek adına yapılan taktik fauller. Ayrıca geçmiş sezonlarda olduğu gibi iki kanat bekini de aynı anda hücumlara dahil etmiyorlar, hele ki hedef maçlarda bu görüntü daha da netleşiyor. Fabregas sezonun geri kalanında ortalama bir performans gösterdi, ama Samir Nasri muhteşem oyunuyla onun açığını kapattı. Orta üçlüde, Fabregas’ın yerinde, sol kanatta ya da sağ kanatta oynuyor ve farketmeksizin gol atıyor, asist yapıyor. İhtiyaç olan her anda sorumluluk alıyor. Bu eşleşmede Arsenal’in kesinlikle en büyük kozu olacak.

Barcelona da Pep Guardiola’nın yol göstericiliğinde bu sezon başka bir takım oldu. Zaman zaman üçlü savunma ve varyantlarını denediler. Genele bakıldığında ise tıpkı Arsenal gibi, hatta daha belirgin şekilde toplu oyunca savunmayı üçlüyorlar. Sol bek Abidal ya da savunma önünde modern santra-haf gibi oynayan Busquets bu işi yapıyor, takım bu sayede geride daha sağlam duruyor. Kontra ataklarda bir ekstra oyuncu bulunması, Barça’yı daha efektif bir takım haline getirdi. Hücum hattında ise Messi merkeze geçti, sürekli geri gelip top alarak oynuyor. (Sahte 9 numara) Kenarlarda ise bu sezon golcü nitelikli adamlar var. Messi’nin onlara göbekten atacağı paslar ana hücum silahı oldu. Aynı zamanda Messi’nin orta sahaya yaklaştığı anlarda sürekli rakipten bir kişi fazla oluyorlar, zira rakibin çift stoperinin bu anda eşleşeceği herhangi bir oyuncu olmuyor. Bu atıl eşleşmeler çok iyi değerlendirip rakiplerini çaresiz bırakıyorlar. Oyunu nispeten daha dar alanda oynuyorlar, ama gole ulaşma yolları artık daha çeşitli. Daha az maceracı ve daha efektifler.

Geçen sezondan ders alarak değişen, kendisini güncelleyen ve güçlenen iki takımın eşleşmesinin vaadi yine sınırsız. Aynı oyunu oynamaya çalışan iki taraftan Arsenal’in mutlaka daha iyi pres yapması gerekiyor, zira onların da kendi oyunlarını oynamaktan başka şansı yok. Barcelona ise çok ama çok güçlü. Karşılarında bu sezon daha önce karşılaşmadıkları bir oyun görmedikleri takdirde tura şimdiden yakınlar.

Arsenal Muhtemel 11: Szczesny; Eboue, Koscielny, Djourou, Clichy; Song, Wilshere; Walcott, Fabregas, Arshavin; Van Persie

Barcelona Muhtemel 11: Valdes; Dani Alves, Pique, Abidal, Maxwell; Xavi, Busquets, Iniesta; Villa, Messi, Pedro

FourFourTwo

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder